Bu güzel haberi almak için 3 predictoru harcadım. Sansıma bana hamilesin demediler. :)
Mide yanması ve bulantısının yanı sıra acaip derece kuvvetli siyatik agrisi cekmiştim.
meyvelerden karpuza, yemeklerden sarma dolamaya aşerdim. şimdi diyorlar ki aşermek gibi birşey yok ama benim trende bile kış günü burnuma karpuz kokusu gelirdi. :o) neyse allem ettik kallem ettik bol bol karpuz yedim zaten sonunda da tam anlamıyla karpuza döndüm.
fakat bence kimse hamilelikten kilo alıp sisman kalmıyor. ben kilolu hamile kalmıstım. sorun burada baslıyor..
birinci ay ki kontrolde kendisi minicikti fakat ikinci kontrolde ne desem yuvarlak elips sekilde bir cisimin (ki kendisi böceğim olur) iki yanda iki asagıda kürdan gibi ama kıl gibi kıpırdayan kollarını ve bacaklarını göstermişti doktor bize. kıpır kıpırdı. sasırmıstık :)
üçüncü aydaki kontrolde ise bir bebekti karşımızdaki kocaman kafası, elleri ve ayakları ile artık büyümeye baslayan bir bebekti...
devamlı onunla konustum, duşa girdiğimde, giyinirken, yemek yaparken.. içimde artık hiç bir zaman yalnız olmadıgıma dair bir his oluşmuştu zaten 7. 8. aylarda karnıma pat pat diye vurunca o da nereye vursam oradan yanıt veriyordu. geceleri en büyük keyfim içerideki oğlumla bu güzel anları yaşamaktı.
doktorum normal dogumu savunan hatta doğum şekli hakkında konuşmaya gerek bile görmemişti ne de olsa normal doğum olacağı için.
38. haftada bir arkadasımın bebeği ile alakali aldıgım kotu haber beni cesitli vesveselere itti. bunu doktora söylediğimde kafamı bunlarla bozmamı fakat benim bu bozuk psikolojimden rahatsız oldugunu soyledi.
o günün gecesi acildeydik, ebe muane edince bebegin yukarıda oldugunu ve küçük bir bebek oldugunu söyledi. suyum bebeğin hareketi ile azar azar sızıyordu. bizi aksam eve yolladılar ve ertesi gün saat 15 de oğlumla buluştuk.
hayatımın en güzel gününü sorsalar hiç kuşkusuz 5 haziran derdim.
ne agrım oldu, ne baska birşey..
kocaman gözleri ile bana bakan o kücücük can en degerli parcam oluvermişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder